ÖFKE İNSANIN NERESİNDE?
Levent
Mete

Bir insanın kullandığı küfürlere
bakarak öfkesinin nerede odaklandığını anlayabilirsiniz.
Eğer bıraksalar ya da başka bir deyişle toplumsal yasaklar
ortadan kalkıverse ve gücü yetse karşısındakine ne
yapacaktır? İçerdikleri eylem iddialarına göre küfürleri üç ana
grupta toplayabiliriz:
(1) yeme-parçalama küfürleri,
(2) dışkılama küfürleri,
(3) cinsel ilişkide bulunma küfürleri.
Söz konusu gruplar aynı zamanda ruhsal gelişimin üç
önemli aşamasına karşılık gelirler. Bu nedenle,
ettiği küfürlere bakarak kişinin ruhsal yönelimi hakkında fikir
sahibi olunabileceğini söylemek ileri bir iddia değildir.
Parçalama yönelimli kişiler: Yeme ve parçalama
iddiası taşıyan küfürler, ağız ve dişler yoluyla
yapılacak bir eylemi haber verirler. Bu arada, tıpkı etobur bir
hayvanın yaptığı gibi, eller ya da daha uygun bir
deyişle pençeler de işe karışacaktır, ancak asıl
olan parçalara ayrılan avın yenilip yutulmasıdır ve
dolayısıyla saldırganlığı yöneten organlar
ağızdan başlayarak, yemek borusu ve midedir.
Ağız yoluyla içe alma ve sindirme eylemi, yaşamın ilk bir
yılında bebeğin temel ruhsal yönelimini oluşturur.
Ağız ve dudaklar özel bir haz bölgesi işlevi görmekte, emme
eylemi yalnızca haz duyma amacıyla da yapılabilmektedir.
Dişlerin çıkmaya başlamasıyla, içe alma daha etkin bir
davranışa dönüşür. Psikanalizin kurucularından Karl
Abraham'a göre çocuğun bu dönemde
karşılaştığı engellenmeler ve yaşadığı
sorunlar ağız yönelimli sadizmin kaynağını
oluşturur. Parçalama yönelimli kişi, "oral sadistik dönem"
olarak adlandırılan bu yaşam evresinin tipik özelliklerini
gösterir; bağımlı, alıcı ve engellenmeye
tahammülsüzdür. Herhangi bir konuda hedefe ulaşması ve doyum
sağlaması engellendiğinde saldırganlaşır ve
karşısındakini parçalayıp yutma arzularıyla dolar.
Dışkılama yönelimli kişiler: Dışkılama
eylemiyle tehdit eden küfürlerde öfke, bu işlevi kontrol altında
tutan büzgeç kasları üzerinde odaklanmış, buradan
dışarı doğru yönelmiştir. Kişi,
kıçını bir silah gibi kullanacağını ve karşısındakini
üzerine ve özellikle ağzına dışkı püskürterek
kirleteceğini ilan etmektedir.
Dışkılama işlevinin bir silah gibi
kullanıldığı dönemi anneler çok iyi bilirler. Çocuk birinci
yaşını doldurduğunda, yürümeye, konuşmaya ve kendisini
ayrı bir varlık olarak duyumsamaya başlamış, bu arada
büzgeç kasları gelişmiş ve onu ilk kez bir beden işlevinin
denetlenmesi konusunda karar sahibi kılmıştır;
dışkısını istediği zaman tutup istediği
zaman bırakabilmektedir.
Üçüncü yaş sonuna kadar uzanan ve "anal dönem" olarak
adlandırılan bu gelişim aşamasına saplanan
kişiler bazı temel ruhsal özellikler gösterirler. Bir işe
girişmeden önce olumlu ve olumsuz yanları konusunda uzun süre
düşünür, kararsızlık çeker, dışkıyı tutma ya
da bırakma konusunda yaşadıklarına benzer bir
eylemsizliğe sürüklenirler. Şiddetli bir kirletme ve
saldırganlık eğilimi duyar ancak bunun tam tersini yaparak
titiz, temiz ve ölçülü bir kişilik geliştirirler. Genellikle
cimri, aşırı düzenli ve inatçıdırlar. İşler
istedikleri gibi gitmediğinde, abartılı bir nezaket ve incelik
yoluyla baskı altında tutmaya çalıştıkları
"anal sadistik dürtüler" kurdukları barajı patlatıp
geçer ve altta yatan "dışkı püskürtücü" saldırgan
kişiliğin ortaya çıkmasına neden olurlar.
Cinsel eylem yönelimli kişiler: Cinsel
eylemle tehdit eden küfürlerde öfke erkek cinsel organı üzerinden
işler. Kişi cinsel organını,
karşısındakinin ve çoğu zaman onun bazı
yakınlarının değişik beden deliklerine saplama
tehdidinde bulunmaktadır.
Cinsel eylemin,
doyum ve üreme işlevleri ikincilleştirilmiş, saldırgan ve
"girici" özelliği abartılı bir şekilde ön plana
çıkarılmıştır.
Erikson'a göre, söz konusu "giricilik", üç ile altı yaş
arasına karşılık gelen ve "Ödipal dönem" olarak
bilinen gelişim aşamasında erkek çocuğun temel
davranış özelliğidir. Aynı dönemdeki kız
çocuklarındaysa "yakalama" ya da daha ılımlı
biçimiyle kendini çekici kılma ve sevdirme davranışı belirginleşir.
Bu noktada, cinsel eylem yönelimli kişilerin ruhsal çözümlemesine geçmeden
önce, olayın toplumsal boyutu üzerine bir kaç söz söylenebilir. Cinsel ve
toplumsal iktidarı elinde bulunduranın tüm diğer alanlarla
birlikte saldırganlık kiplerini de belirlemesi beklenen bir durumdur.
Bu nedenle, cinsel eylem yönelimli küfürlerde, cinsel birleşme
sırasında erkeğin payına düşen eylemler
saldırganlık ve güç sembolü olarak işlev görürken,
kadının payına düşen eylemler saldırıya
uğrama ve aşağılanma anlamına gelmektedir.
Yeniden ruhsal çözümleme alanına dönüp, kimlerin cinsel eylemle tehdit
eden küfürlere daha yatkın olduklarını sorduğumuzda,
psikodinamik kuramdan, önceki iki küfür türü için almış
olduklarımıza benzer bir yanıt alabiliriz: Ödipal döneme
saplanmış olanlar. Öyleyse, bu tür küfürlere eğilimli
olanların ruhsal yapıları üç-altı yaş arası
çocuklarınkiyle benzerlikler gösterecektir; cinsel organlara ve eylemlere
yönelik çocuksu bir ilgiyi sürdürmekte, erkek cinsel organına sahip
olmayı en önemli kişilik özellikleri olarak görmekte ve kendilerini
erkek cinsel organı gibi hissetmektedirler.

Ara durumlar ve ayrıntılar
Kullandıkları küfürlere göre insanları üç temel gelişim
dönemine eşlemek kuşkusuz oldukça kaba bir genellemedir. Gerçek
yaşamda bir çok ara durum söz konusudur. Bazı kişiler iki
farklı döneme özgü küfürleri bir arada kullanmakta, kimileri hemen hiç
küfür etmemekte, bazılarıysa küfürsüz cümle bile kuramamaktadır.
Dolayısıyla, küfürlere göre bir tipoloji yaparken başka bir çok
ayrıntıyı daha göz önüne almak gerekir.
Birden fazla döneme özgü küfrü bir arada kullananların birden fazla
gelişim döneminde saplantıları olduğunu söyleyerek ara
durumlar için bir açıklama getirilebilir. Bu açıklama tarzı
psikodinamik yönelimli nevroz kuramıyla da uyumludur. Bazı nevrozlar
iki ya da
daha fazla gelişim dönemine özgü özellikler gösterirler.
Hiç denecek kadar az küfreden insanlara gelince; eğer kendilerini kontrol
etmek için aşırı bir çaba içinde değillerse, bunların,
dürtülerine toplumsal onay gören eylemler yoluyla doyum sağlamayı
başarmış kişiler olduklarını söyleyebiliriz.