Basında AFL’liler

 

Levent Saltık AFL-76,   Haber7 14.8.2006,  Hürriyet 11.8.2006

 

Burak Özbağcı AFL-90,   Milliyet  13 Ağustos 2006

 

Ekmel Özbay AFL-83,   Milliyet  11 Ağustos 2006

 

 

 

 

 

Levent Saltık AFL-76 hakkında Haber7’de haber (14 Ağustos 2006)

 

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=178617

 

 

İstanbul'da ilk neştersiz kalp ameliyatı

 

 

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı öğretim üyeleri, İstanbul'da neştersiz kalp ameliyatını gerçekleştirdi

  

     

Dünyada son birkaç yıldır uygulanan neştersiz kalp ameliyatı, Türkiye'de ikinci kez kullanılırken, İstanbul'da ilk kez yapıldı. Doktorlar, 5 çocuğun ameliyatının sorunsuz gerçekleştirildiğini ifade etti.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı öğretim üyelerinin yapacağı ilk neştersiz kalp ameliyatı için Chicago Üniversitesinden Dr. Ziyad Hijazi konuk olarak İstanbul'a geldi. Operasyonu çeşitli illerden 20'ye yakın uzman doktor da izledi.

Çocukları ameliyatta olan aileler ise hastane koridorunda heyecanla bekledi. Ameliyatı gerçekleştiren Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Saltık, Prof. Dr. Funda Öztunç ve Chicago Üniversitesi'nden Dr. Ziyad Hijazi ameliyatlarla ilgili basın mensuplarına bilgi verdi. Ameliyatın 8 kilonun üstünde olan kişilere uygunlanması gerektiğini vurgulayan Saltık, neştersiz ameliyatı şöyle anlattı; "Halk arasında 'kalp anjiyosu' diye bilinen teknikle yapılan bu yeni işlemde hastanın kasığından geçen damarlara (atar ve toplar damarlar) iğneyle girilerek kalbe ulaşılmakta, kateter denilen ince uzun boru şeklindeki malzemelerle kalp deliklerinden geçilmekte ve daha sonra kalpteki delik cinslerine göre özel olarak tasarlanmış cihazlar deliğe yerleştirilmektedir. Böylece delik ameliyatsız kapatılmaktadır. Hastanın göğsü ve kalbi açılmamakta, hiçbir iz olmamaktadır. Çocuk hastalar için bu yeni yöntemin hem ruhsal hem de bedensel açıdan çok daha az travmatik olduğu gerçektir. Aynı zamanda ameliyat uygulandığında hasta en az bir gün yoğun bakımda, 7 gün hastanede kalmakta iken, bu yeni yöntemle 3-4 saat sonra ayağa kalkarak normal aktivitesine başlamaktadır. Çocuk ertesi gün evine bir sonraki gün ise okuluna gidebilmektedir"

Neştersiz ameliyatın geçen yıl Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde uygulandığını hatırlatırlatan Saltık, "Karıncıklar arasındaki deliğin kapatılması işlemi ve kulakçıklar arasındaki deliğin kapatılması işlemini rutin olarak kapatıyoruz.
Bu sıradan bir işlem oldu bizim için. Ama karıncıklar arasındaki delik yeni bir işlem. Özel, daha zor, karışık ve sonucu daha iyi bir işlem'' diye konuştu.

Damarlara yakın olduğu bölgelerde deliğin daha büyük olması ve hasatanın 8 kilonun altında olması gibi durumlarda ameliyatı gerçekleştirmediklerini vurgulayan Prof. Dr. Funda Öztunç ise, "Her ameliyatın bir riski olduğu gibi bu ameliyatların da riski var. Ama en ufak risk durumunda hemen ameliyatı durduruyoruz" dedi.

Chicago Üniversitesinden Dr. Ziyad Hijazi ise, 2002 yılından bu zamana kadar yapılan ameliyatlarda bir sorun çıkmadığını kayderek, ameliyatın maliyetinin 5 bin ve 6 bin dolar arasında değiştiğini belirtti.

Ameliyata giren 3 yaşındaki Kaan Uçar'ın annesi Emine ve babası Recep Uçar da, ameliyatın başarıyla biteceğine inandıklarını ifade ederek, "Çocuğumuz sağlığına kavuşacak. Çocuğumuzun kalbinde doğuştan delik vardı. Bu şekilde ameliyata doktorlar karar vedi" diye konuştu.

 

 

Levent Saltık AFL-76 hakkında Hürriyet gazetesindeki haber (11 Ağustos 2006)

 

http://www.hurriyet.com.tr/yasam/4906872.asp?m=1&gid=69&srid=3054&oid=1

 

Hürriyet, Yayınlanma Tarihi : 11 Ağustos 2006

 

İstanbul'da ilk kez “neştersiz kalp ameliyatı”


İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı öğretim üyeleri, 14 Ağustosta ilk kez “neştersiz kalp ameliyatı” gerçekleştirecek.

İÜ'den yapılan yazılı açıklamada, dünyada son birkaç yıldır uygulanan “neştersiz kalp ameliyatı”nın İstanbul'da ilk kez yapılacağı belirtildi.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı öğretim üyelerinin ilk neştersiz kalp ameliyatını 14 Ağustos Pazartesi günü gerçekleştirecekleri ifade edilen açıklamada, neşter kullanmadan karıncıklar arasındaki deliğin kapatılacağı bu operasyon için Chicago Üniversitesinden Dr. Ziyad Hijazi'nin de konuk olarak İstanbul'a geleceği bildirildi.

Açıklamada, operasyonu çeşitli illerden 20'ye yakın uzman doktorun da izleyeceği kaydedildi.

Çok sık görülen doğuştan kalp hastalığı olan karıncıklar arası deliklerin şimdiye kadar açık kalp ameliyatıyla kapatılabildiği anlatılan açıklamada, şöyle denildi:

“Delik ameliyatında, hasta uyutulduktan sonra göğsünün açılması, kalbe ulaşılması, hastanın kalp-akciğer pompasına bağlanması, kalp durdurulduktan sonra kalbin açılıp deliğin kapatılması işlemi yapılmaktaydı. Delik kapatıldıktan sonra ise kalp kapatılır ve tekrar çalıştırılırdı.

Halk arasında 'kalp anjiyosu' diye bilinen teknikle yapılan bu yeni işlemde ise hastanın kasığından geçen damarlara (atar ve toplar damarlar) iğneyle girilerek kalbe ulaşılmakta, kateter denilen ince uzun boru şeklindeki malzemelerle kalp deliklerinden geçilmekte ve daha sonra kalpteki delik cinslerine göre özel olarak tasarlanmış cihazlar deliğe yerleştirilmektedir. Böylece delik ameliyatsız kapatılmaktadır. Hastanın göğsü ve kalbi açılmamakta, hiç bir iz olmamaktadır.”

Çocuk hastalar için bu yeni yöntemin hem ruhsal hem de bedensel açıdan çok daha az travmatik olduğuna dikkat çekilen açıklamada, ”Aynı zamanda ameliyat uygulandığında hasta en az bir gün yoğun bakımda, 7 gün hastanede kalmakta iken, bu yeni yöntemle 3-4 saat sonra ayağa kalkarak normal aktivitesine başlamaktadır. Çocuk ertesi gün evine bir sonraki gün ise okuluna gidebilmektedir” denildi.

“KARIŞIK AMA SONUCU DAHA İYİ”

Ameliyata katılacak olan Prof. Dr. Levent Saltık, bu uygulamanın geçen yıl Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde uygulandığını ifade ederek, İstanbul'da ise ilk kez gerçekleştirileceğini söyledi.


Kalpte yukarıda iki kulakçık ve aşağıda iki karıncık olmak üzere 4 oda bulunduğunu belirten Saltık, “Bu karıncıklar arasındaki deliğin kapatılması işlemi. Biz kulakçıklar arasındaki deliği rutin olarak kapatıyoruz. Bu sıradan bir işlem oldu bizim için. Ama karıncıklar arasındaki delik yeni bir işlem. Özel, daha zor, karışık ve sonucu daha iyi bir işlem” diye konuştu.

Bu yöntemin dünyada son 5 yıldır uygulandığını belirten Saltık, 14 Ağustos Pazartesi günü 5 çocuğun bu yöntemle tedavi edileceğini ifade etti.

Prof. Dr. Saltık, “Bu işlem gelecekte umut veren ve çocuklar açısından iyi bir işlem” dedi.

 

 

 

Burak Özbağcı AFL-90 hakkında Milliyet’teki haber - 13 Ağustos 2006

 

http://www.milliyet.com/2006/08/13/guncel/gun00.html

  

Türkiye'nin gerçek yıldızları - 5
Saliha Çolak'ın kaleminden
FOTOĞRAFLAR: MUSTAFA İSTEMİ 

 

 

 

Dört boyutlu uzayları parçalıyor

Doç.
Dr. Burak Özbağcı, başarısını "Dört boyutlu uzayları parçalıyorum, bazı parçaları onarıp yerine takıyorum" diye anlatsa da ailesi bazen "Keşke işe yarar bir şey yapsaydın" diye sitem ediyor.

Harita mühendisi baba ve öğretmen annenin üç çocuğundan biri olan Burak Özbağcı 1972'de Konya'da doğdu. 5 yaşında matematik öğrendi. Ankara Fen Lisesi'nden sonra tek tercih olarak seçtiği ODTÜ Matematik bölümünü 3 yılda bitiren Özbağcı, TÜBİTAK bursuyla Kaliforniya'ya, oradan da Michigan Üniversitesi'ne geçti. Matematikte alt dal olan topoloji üzerinde uzmanlaşan Özbağcı, 10 yıl sonra 2002'de Koç Üniversitesi'ne transfer olarak yurda döndü.

Ameliyat da yapıyorum


Annesi Behide Hanım ve babası Osman Bey'i ziyareti sırasında görüştüğümüz Özbağcı, önce "Anlatsam da anlamazsınız, beni ancak dünyada 200 - 300 kişi anlar" dese de, başarısını, "Dört boyutlu uzayları parçalıyorum, bazı parçaları onarıp yerine takıyorum" diye açıklıyor.
"Çok zekiydi, neler neler olabilirdi ama işte..." diye hayıflanan annesine, "Doktor olmamı istiyordun oldum, ameliyat da yapıyorum" diyen Özbağcı'ya, zaman zaman aileden, "Keşke işe yarar bir şey yapsaydın" sitemi de geliyor.

Milyon dolarlık sorular
Bu alanda dünyada küçük ama ateşli bir topluluk çalışıyor.
Clay Matematik Enstitüsü, "milenyumun soruları" diye, her birini çözene birer milyon dolar verilecek 7 soru ortaya attı. Bir Rus bilim adamı topoloji sorusunu 8 yılda çözdü, çözümü 2 - 3 bilim adamı anlayabildi.
Özbağcı, yaptığı işi anlamasa da "esprileri ve salsasıyla" ilgisini çektiği, uluslararası ilişkiler uzmanı Şuhnaz Hanım ile evlenmeye hazırlanıyor.

* Doç. Dr. Burak Özbağcı: Koç Üniversitesi Matematik Bölümü - Lefschetz lif uzayları ve kontakt yapılar konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları dolayısıyla, umut vaat eden genç bilim insanlarına verilen TWAS Teşvik Ödülü'nü aldı.

 

 

 

 

 

 

 

Ekmel Özbay AFL-83 hakkında Milliyet’teki haber - 11 Ağustos 2006

 

 

http://www.milliyet.com.tr/2006/08/11/guncel/agun.html

 

Milliyet, Yayınlanma Tarihi : 11 Ağustos 2006

 

 

Onların başarıları geleceği aydınlatıyor

TÜBİTAK ödüllerini alan bilim adamlarının hayat ve başarı öyküleri, genç bir araştırmacı kuşağın habercisi... Kimi nanoteknolojiyle ışığa hükmederek iletişimin sınırlarını zorluyor... Kimi bu toprakların bitkilerinden en ölümcül hastalıklara çare olacak ilaçlar damıtıyor, kimi DNA üzerinde ilaç deneyleri yapıyor. Hepsi de aslında insanlığın geleceğine ışıktan imzalar atıyor

Türkiye'nin gerçek yıldızları - 3
Saliha Çolak'ın kaleminden
FOTOĞRAFLAR: MUSTAFA İSTEMİ

Türk malı bilim adamı

Ankara Fen Lisesi'nin ardından 1983 yılında ÖYS birincisi olarak ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümüne giden Prof. Ekmel Özbay, nanoteknolojiyi "ışığa hükmetmek" için kullanıyor

Nano, Yunancada 'cüce' demek. Bir metrenin milyarda biri anlamına geliyor. Prof. Ekmel Özbay, nano boyutlarda, doğada var olmayan ve ışığa istenilen doğrultuda tepki verebilen malzemeler üretiyor. Özbay, uzay üssü izlenimi veren merkezlerinde ekibiyle günlük hayatımızı da doğrudan etkileyecek önemli projelere imza atıyor.
Nanoteknolojiyi "ışığa hükmetmek" için kullanan Özbay, kendi deyimiyle tam bir "Türk malı" bilim adamı.
Baba ve annesi öğretmen olan Özbay, Ankara Fen Lisesi mezunu. 1983 yılında ÖYS birincisi olarak ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümüne giren Özbay, bilim ve araştırma sevdasına ortaokulda fizik ve matematik dersleri alırken kapılmış.
Doğayı açıklama konusunda büyük bir heyecan duyduğunu anlatan Özbay, öğretim hayatının hep birinciliklerle geçtiğini, bu nedenle aile dostlarının çocuklarının kendisinden nefret ettiğini belirtiyor.
6 çocuğu olan 40 yaşındaki Özbay, "Baba, okul birincisi oldum" diyen kızına da, "Ankara birincisi ol öyle gel" diye espriyle karşılık verdiğini söylüyor ve ekliyor: "Bizde çıta yüksek."

Işıkla mikrop temizliği
Özbay, farklı atomları bir araya getirerek ürettikleri doğaüstü malzemelerle (meta malzeme) ışığa istedikleri gibi yön verip iletişimden füze algılama sistemlerine, kendi kendini temizleyen boyadan ışığa maruz kaldığında mikropları yok eden yüzeylere sahip beyaz eşya üretimine kadar çok farklı alanlara yeni ürünler sunuyor.
Özbay, "Kendinizi bazen Tanrı'nın işine karışıyor gibi hissediyor musunuz?" sorusuna karşılık, "Işığı emriniz altına alıyorsunuz. Bu insana heyecan veriyor. Ama doğaya müdahalemiz sınırlı. Bir atomu alıp başka bir atomun yanına götürebiliyoruz ama atom isterse orada kalmayabiliyor. Yani yine de doğa kanunları geçerli" diyor.
Meta malzemelerin artık üst sınırına gelen bilgisayar donanımları için de ucu açık bir kapasite artırımı anlamına geldiğine dikkat çeken Özbay'a göre para bilimsel araştırmanın önünde engel değil.

Hoca - öğrenci ödül aldılar
Özbay, bu yıl TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü alırken, doktora öğrencisi olan ve Bilkent'te yetişip ABD'ye gittikten sonra yine yuvaya dönen Yrd. Doç. Dr. Mehmet Bayındır da TÜBİTAK tarafından 40 yaş altı araştırmacılara verilen Teşvik Ödülü'nü aldı.
Özbay, bunun bilimsel araştırmada ekip ruhuyla gelen başarının bir göstergesi olduğunu belirtiyor.

Çalışana para geliyor
Türkiye'de bilimsel araştırma yapılmasının kaynak yetersizliği nedeniyle mümkün olmadığı yolundaki teze katılmadığını vurgulayan Özbay, AB fonlarını daha Türkiye aday ülke statüsü kazanmadan önce çekmeye başlamış.
Nanoteknoloji alanında AB görüşmelerinde Türkiye'yi temsil eden Özbay, şöyle konuşuyor:
"Siz çalışmazsanız kimse size kaynak ayırmaz. Önce projenizi geliştirip sonra kaynak aradığınızda bunu bulursunuz. 'Para yok' bahanedir. Türkiye'de bir malzemenin gelmesi 3 ay sürebiliyor, dışarda bunu istedikleri anda aldırabiliyorlar. Ama bizde de sonuçta alınıyor.
Bir senede tek bir makaleme 65 uluslararası bilimsel çalışmada atıf aldım. Bu bir Türkiye rekoru. Biz nanoteknolojide dünyanın çok gerisinde değiliz. Çünkü zaten çalışmalar yeni. Sadece insan bulmalıyız. Şimdi ben Anadolu'da birçok üniversiteyi dolaşıyorum, AB kaynağı kullanabilmeleri için teknik destek veriyorum. Kaynak arttı, araştırmacı sayısını artırmalıyız."

Prof. Dr. Ekmel Özbay - Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi Başkanı. Fizik ve optik alanda, meta malzemeler ve fotonik kristaller konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları nedeniyle TÜBİTAK Bilim Ödülü'ne layık görüldü.