Ankara Fen Liseliler

arama

Üye Girişi

Haberler

Yayınlar

Domuz Gribi Hortladı mı? PDF Yazdır ePosta
Gökhan Sayram tarafından eklendi   
Pazar, 31 Mayıs 2009 01:42

Pazartesi günü (25.5.2009) SBS radyosundan arayarak, domuz gribi hakkında bir program yapmamı istediler. Batı Avustralya’da bir hastanın domuz gribine yakalandığının kesinleşmesiyle, Avustralya’da 25 Mayıs itibariyle domuz gribine yakalananların sayısı 18 olmuştu. Yine pazartesi günü itibarıyla, domuz gribi dünyada 51 ülkeye yayılmış bulunmaktadır. Bunların arasında Türkiye de var. Türkiye aynı zamanda, havaalanlarındaki ısı kamerası yoluyla domuz gribini ortaya çıkartan ilk ülke.

Görünen o ki, artık domuz gribinin bütün dünyayı sarmasının önüne geçmenin imkânı yok. Dünya Sağlık Örgütü’nün uyarı düzeyi 5 olarak sürüyor. Yani bir tümsalgın (pandemi) kaçınılmaz gibi görünüyor. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi CDC’den Jan Jernigan’ın açıklamasına göre, şu anda sadece ABD’de yüz bin kişinin hasta olduğu tahmin edilmektedir.

Bazı ülkeler, ağır hastalar dışındaki hastaları test etmeyi bıraktıklarına göre, domuz gribi vakalarının çoğunu normal gripten ayırt etmek mümkün olmayacak demektir.

Nisan ayında yapılan testler, domuz gribine yol açan grip virüsünün yeni bir tür olduğunu ortaya koydu. Bu virüs ailesinden virüslerden bir türü insanlarda, bir türü kuşlarda ve iki türü de domuzlarda zaten daha önce de biliniyordu. Bu son salgına domuz gribi adı verilmiş olmakla birlikte, nereden kaynaklandığı henüz belli değil. Hatta domuzlara insanlardan geçmesi olasılığı bile var.

İlk belirlenen vakalar ABD’de görüldü; kısa süre sonra Meksika’daki vakalar ortaya çıktı. Bunların çok sayıda ölüme yol açması dünya çapında telaşa yol açtı. Ama anlaşıldığı kadarıyla, gribe yakalananların çoğunun hastalığı evlerinde geçirip, sadece ağır vakaların hastaneye başvurmaları, bunların arasında ölenlerin oranının gerçekte olduğundan daha yüksek çıkmasına yol açmıştı ve ölüm tehlikesi normal griptekinden çok daha yüksek değildi.

Bildiğimiz normal grip bile dünya çapında her yıl 500 bine yakın insanın ölümüne yol açmaktadır. Bunların çoğunluğu çocuk, yaşlı ya da başka hastalığı olanlardır.

Ayrıca unutmamak gerekir ki, bazen aşırı tedbir, hastalıktan daha tehlikelidir. Son olarak 1976’da benzeri bir domuz gribi paniği yaşandığında, hastalıktan sadece bir kişi ölmüştü; ama milyonlarca kişi grip aşısı olmuştu ve aşının yan etkilerinden 25 kişi ölmüştü.

Grip aşısı oldukça güvenli bir aşıdır ve milyonlarca kişinin arasından sadece 25 kişinin ölmüş olması bunun bir kanıtıdır. Ama bu olay, bir paniğin sonuçlarını göstermesi açısından ibret vericidir.

Bu arada ilginç bir şey oldu; dünyanın önde gelen grip ilacı Tamiflu’nun geliştirilmesinde de önemli rol oynamış olan Avustralyalı bilim adamı Adrian Gibbs, Bloomberg televizyonu ile 13 Mayıs’ta yaptığı bir söyleşide, grip virüsünün bir laboratuvarda üretilmiş olabileceğini öne sürdü. Gibbs, ilaç firmalarının virüs aşısı üretmek için, yumurtalarda virüs ürettiklerini, bu virüsün yanlışlıkla laboratuvardan yayılmış olabileceğini söyledi. Bu izlenime, virüsün genlerinin şemasını inceledikten sonra vardığını, ama virüsün başka biçimlerde de ortaya çıkabilmiş olabileceğini de sözlerine ekledi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün genel müdür yardımcısı Keiji Fukuda, 75 yaşındaki Adrian Gibbs’in 40 yıldır mikropların nasıl evrime uğradığını incelediğini, geçen ay Meksika’da belirlenen virüsün gen haritasını çıkaran ilk bilginlerden biri olduğunu söylüyor. Fukuda, Dünya Sağlık Örgütü’nün Gibbs ve iki arkadaşı tarafından hazırlanan raporu dikkatle incelemekte olduğunu bildirdi.

Buna karşılık, Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi CDC’nin Atlanta’daki grip bölümü yöneticisi Nancy Cox, raporu incelediğini, ancak Gibbs’in vardığı sonucu destekleyecek hiç bir kanıt olmadığını söylüyor. Cox’a göre araştırmacıların elinde Güney Amerika ve Afrika’dan alınmış domuz virüsü örnekleri olmadan hastalığın bu bölgelerden doğal yolla kaynaklanmış olup olmadığını söylemek mümkün değil.

CDC karşı karşıya bulunduğumuz bu yeni virüsün, bildiğimiz diğer grip virüslerine göre ne kadar tehlikeli olduğunun henüz belli olmadığını söylüyor. Fakat bilinen, bu yeni bir virüs olduğu için, nüfusun büyük çoğunluğu henüz bu virüse bağışık değil. Korkulan, hastalığın başkalarına yayıldıkça daha ağır bir hale bürünebilmesi tehlikesi.

1918 İspanyol nezlesi de, dünya çapındaki öldürücü halini almadan önce daha hafif bir hastalık şeklinde başlamıştı. Bunun yeni bir hastalık olduğu ilk defa Mart 1918’de Kansas’da anlaşılmakla birlikte, Ağustos ayında hastalık Boston, Fransa ve Afrika’daki Sierra Leone’da çok daha öldürücü bir şekil aldı. Birinci dünya savaşı sona erdiğinde, Kasım ayında hastalık Fransa’dan İspanya’ya sıçradı. Savaşa girmemiş olan İspanya’da basın üzerinde sansür uygulanmadığı için, bu vakalar yaygın olarak duyulmaya başlandı ve böylece hastalık da İspanyol nezlesi olarak adlandırılmış oldu.

Günümüzdeki domuz gribi de, 18 Mart günü Meksika’nın başkenti Meksiko kentinde, grip vakalarının sayısında ani bir artış üzerine sağlık yetkililerinin dikkatini ilk kez çekti. Önce bunu mevsim sonunda gecikmiş bir grip salgını olarak değerlendiren sağlık yetkilileri, alınan örneklerin Nisan ortasında CD ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından incelenmesi sonucunda, yeni bir H1N1 virüsü ile karşı karşıya olduğumuzu anladılar.

Meksika basınında ilk yer alan haberler, hastalığın bir domuz çiftliğinden kaynaklandığını duyurmakla birlikte, bu güne kadar her hangi bir domuzda bu virüse rastlanmış değil. Kısacası 1918 İspanyol gribi nasıl İspanya’dan çıkmamışsa, 2009 domuz gribinin de domuzlardan kaynaklanmadığı anlaşılıyor. Umarım devamı da benzer olmasın.