Ankara Fen Liseliler

arama

Üye Girişi

Haberler

Yayınlar

FLYG 2009'dan Notlar PDF Yazdır ePosta
Çarşamba, 27 Mayıs 2009 15:59
Beşinci Geleneksel FLYG (Fen Lisesi Yelken Grubu) Eğitim Gezisi bu sene 16 - 19 Mayıs 2009 tarihlerinde yapıldı. Bu sene sayımız geçen seneki kadar çok değildi. Ekonomik kriz, Euro kurundaki artış, falan filan derken bu yıl biraz katılım düştü, geçen yıllara göre. Ancak yine de 5 teknede 38 kişi, hiç de fena sayılmazdı.

Gezi Cuma akşamı Ankara'dan, Fen Lisesi'nin bahçesinden başladı. Sık sık pek çok ortamda görüşülen, ya da senede bir yelkenden yelkene görüşülen dostlarla buluşup, ve de hiç tanımadığımız, ilk defa gelen dostlarla tanışıp özel tutulmuş otobüsümüze doluştuk ve de yola çıktık. Doluştuk dediysek, her iki kişilik koltuğa bir kişi otursa bile yine de tüm sıraları dolduramadık.

Afyon'da Bursa ve İstanbul'dan gelenleri de alıp, sabah Orhaniye'ye Martı Marina'ya vardık. Marinada bizim için hazırlanan sabah kahvaltısı "kuş sütü eksik" dedirtecek türdendi. Kahvaltının ardından teknelere yerleştik; erzak alışverişlerinin de tamamlanmasının ardından tonoz çözdük ve Hisarönü körfezinin sularına doğru dümen tutmaya başladık. Bugün hedef Datça. Hava öylesine durgun ki, arasıra yelken yapmaya çalışsak da pek fazla dolmadı yelkenlerimiz. Akşam üzeri Datça limanına girip bizden önce varmış olan Komodor teknemiz Catamaran Vega'nın yanına biz de demir atıp bağlandık. Biraz alışveriş, biraz şehir turu yaptıktan sonra akşam kumsala kurulmuş upuzun bir masada nefis mezeler ve tam kıvamında ızgara yapılmış bir balık yedik. Sevgili Şule'nin eski bir hastası olması nedeniyle önerdiği bu mekanı iyi ki seçmişiz. Dostlarla sohbete, serinleyen havaya inat, geç saate kadar devam ettik. Hüsnü'nün Yeri yolu bu taraflara düşeceklere şiddetle tavsiye edilecek bir mekan. Lezzet, güleryüz, hızlı servis, deniz manzarası, ne isterseniz var. Fiyat konusunda bir fikir vermeyeyim, zira biz bayağı ikramlı bir fiyat ödedik, asla kimseye emsal olamaz.




Diğer gezi fotoğrafları için tıklayın: Albüm 1, Albüm 2

Ertesi sabah yine rüzgar yok, yönümüz Knidos. Arasıra sağanaklarla vuran 6-7 knot havada yelken yapmak pek mümkün değil. Biz de kıyıda nefis bir koya yanaşıp öğle yemeği ve deniz molası veriyoruz. Tam tekrar hareket edelim dememizle beraber akü bize "nanik" yaptı. Hemen telsizle teknemizin asıl sahibi Anıl'a çağrı çektik. Şansımıza Onlar da hemen bir mil ötede Hayıt bükünde olunca yardımımıza koşmaları pek fazla sürmedi. Eola'dan bir takviye kablosu alıp, servis aküsünden takviye ile motoru yeniden çalıştırabildik. Akşam, dostlarımız sağolsun, tıkış tıkış olan Knidos limanında iskelenin tam ucunu bize ayırmışlardı da, çoğu tekne gibi başka bir tekne üstüne aborda olmak zorunda kalmadan bağlandık. Akşamında Knidos'ta yenen yemek hiçbirimizi tatmin etmese de, yine de çok eğlendik. Mezeler eh işte, servis bu kadar kalabalığa asla hazır değil, personel yetersiz, yemek servisi inanılmaz geç. Acilen kendilerini bir düzeltmeleri ve eleştirilere kulaklarını dört açmalarında fayda var.

Yemek faslı geç saatlere kadar uzayınca karnı doyan teknesine çekilmeye başladı. Bizim ekipten sona kalan 5 kişiyiz. Kadehlerimizde kalan son yudumları sohbete eklerken yanımızdaki masada turistlerle müzik yapan saz ustası bizim masaya geçiyor ve asıl eğlence şimdi başlıyor. Tüm koya yayılan gürültümüze rağmen o yöreden öbür yöreye, o türküden öbür türküye keyif gitgide artıyor. Biraz sonra bizim 5 kişi oluyor 15 kişi. Teknelere yatmaya gidenleri uyku tutmuyor nedense.

Sabah tek tip t-shirtlerimizi giyip antik tiyatroda bir FLYG hatırası çektiriyor ve birer birer açılıyoruz denize. Siminin doğusundaki Tessalonia koyunda yüzme ve yemek molası, ardından Bozburun, Adaboğazı. Sığ kanaldan geçip demirliyor Vega'nın iskelesine de aborda oluyoruz. Tüm tekneler birer birer yanımıza yanaşıyor ve gece tekneden tekneye sohbetler, giden gelen yiyecekler, ikramlar derken birden bire çıkıveren bir sert rüzgar tedbirlerimizi sıkılamamıza neden oluyor. Kıyıya ek koltuk bağlama filan derken tam işimiz bitiyor, rüzgar da bitiyor. Hava sıfır... İçkili kafalara ayılma molası...

Ertesi sabah yine tek tip kıyafetlerimizle artık gelenek haline getirdiğimiz 19 Mayıs kutlaması, Atatürk ve bu ülke uğruna canını vermiş şehitlerimizin huzurunda saygı duruşumuzu yapıyor, İstiklal Marşımızı söylüyoruz. Cumhuriyete ve değerlerine bağlılığını her fırsatta dile getirmeyi ihmal etmeyen Fen Lisesi mezunları olarak yine bir 19 Mayıs'ı ismine yaraşır şekilde Spor yapmanın keyfiyle kutluyoruz. Fotoğraf çekimlerimizi tamamlıyor, demir alıyor açılıyor, biraz rüzgar bulup seviniyoruz. Atabol kayasını geçip Bencik koyuna doğru yol alıyoruz. Bencik'te yemek ve ıslanma molası, ardından yine akü tacizi, sonunda çalışan motor, çalışmayan ırgat vs. vs. derken demiri zar zor alıp Orhaniye'ye doğru yelkene kuvvet yol alıyor, Orhaniye girişinde yelkenleri toplayıp mazotumuzu alıp marinaya bağlanıyor ve yola çıkıyoruz yeniden. Ankara'ya dönüş her zaman olduğu gibi "ne çabuk bitti" duygularıyla...

Bu yıl beşincisini yaptık FLYG gezilerimizin. Her gezide olduğu gibi bu geziden de bir takım dersler alıp, "seneye nasıl daha iyisini yaparız" arayışlarıyla bitirdik gezimizi. İster rüzgar beslesin yelkenlerimizi, ister motora kuvvet yol alalım. Her gezi iyi bir eğitim fırsatı. Hem de her yönüyle.

Seneye sizi de bekleriz.

Önder Sezgin '81



Sevgili Fen Lisesi Yelken Grubu,

Bir 19 mayıs gezisinin arkasından daha resimleri toplama, kendi teknemizin dıştan görünüşünü yakalama, o günleri yad etme çabası içindeyiz.

Bu yıl mürettebatın karmaşık programı sonucu otobüse katılamayıp, araba ile benzer yolları yapma durumunda kaldım. Kimseye önermem, özellikle dönüşte uykusuzluktan canım cıktı... Otobüste biraz kestirebiliyordum, direksiyonda pek hoş olmuyor.

Önder Kaptanım izlenimleri özetlemiş. Biz Şule Kaptanımın hastasından haberdar olmadığımız için ilk gecenin yemeklerini Ankara'dan götürmüşük, bozulmamaları için teknede kaldık. Datça limanında da yiyip, içmek oldukça zevkli idi. İlk günün alışveriş teleşına yemek telaşı
eklenmeyince oldukça rahat ettik. Gelecek yıllar için aldığımız bir ders de bu oldu. Şule kaptanın hastasına gidilmeyecek ise, yemekleri önceden hazırlamak iyi oluyor...

Teknemizin yelken ve motor performansından çok mutlu olduk. GPS olmaması bizi pek etkilemedi, yolda balıkçılara sora, sora her yeri bulduk ;-)) Ancak demir ırgatı zinciri bir turlu çekemeyince yine her demirde olay çıkartan tekne olarak şanımızı sürdürdük.

Tekneler arası uyum ve eşitlik süperdi. Gerçi bir sabah yanımızdaki teknenin kahvaltı masası ile, bizim kahvaltı tabaklarını kıyaslayan fotoğraflarda büyük fark göreceksiniz ama, onların şike yaptığını, ana kahvaltılıkları resim çekiminden sonra servis yaptıklarını da fark ettik.

İpek teknesinden olan fotoğrafları hızla servis edebilmek için yine benim sunucuya yerleştirdik: Buraya tıklayarak bu ve geçen yılki resimlere ulaşabilirsiniz. Ek olarak bu yılki AFL Mezunlar günü resimleri de orada.

Tüm katılımcılara, düzenleyicilere ve Komodorumuza teşekkür ediyorum.

Gelecek yıl donatan olarak katılabilmek için gösterdiğim gayretin sonuç vermesi ve daha geniş bir ekip ile geziyi gerçekleştirme ümidi ile.

Tanju Aktuğ